Strateji
Odaklanma, konumlandırma ve sürdürülebilir büyüme üzerine yazılar.
Ara
Odaklanma, konumlandırma ve sürdürülebilir büyüme üzerine yazılar.
Marka kimliği, iletişim ve premium yönetim üzerine notlar.
Yapay zeka, veri ve dijital dönüşüm üzerine yazılar.
Davranışsal pazarlama, bilişsel önyargılar ve müşteri psikolojisi üzerine yazılar.
ICT Medya'nın siber zorbalık dosyasında Erkan Terzi, çocukların dijital ortamda korunması için ailelere, kamu ve özel sektöre düşen sorumlulukları beş soru üzerinden değerlendirdi.
22 Mart 2020 / ICT Medya
Siber zorbalığı, başta dijital teknolojiler olmak üzere çocuklara yönelik saldırılar olarak tanımlayabiliriz. Buradaki saldırılar genellikle daha çok duygusal içerikli metinler barındırır. Saldırgan, hakaret içeren, yanıltıcı ya da yanlış yönlendiren içerikler söz konusu olabilir. Ülkemizde bu zorbalık hem web siteleri ve forumlar üzerinden hem de Facebook, Instagram, Youtube, Twitter gibi sosyal medya kanalları üzerinden yapılabilmektedir.
En büyük olumsuz etki, çocuklardan başlayarak gençler ve özellikle ergenler üzerinde görülmektedir. Siber zorbalığın boyutu kişiden kişiye değişse de psikolojik sorunlardan intihara kadar uzanan oldukça ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Maalesef bu ve benzeri sorunlar, internet teknolojilerinin yoğun kullanıldığı ülkemiz gibi yerlerde oldukça yaygın. Ülkemizdeki genç nüfus oranının yüksek olması da bu artışın nedenlerinden biri.
Siber zorbalıktan korunmanın en önemli koşulunun önce eğitim, sonra denetim olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle ailelerin bu kanalların ne işe yaradığını, çocukların bu kanalları ne için kullandığını ve buradaki olası tehlikeleri bilmesi gerekiyor. Düşmanını tanımadan onunla mücadele etmek, Don Kişot'un yel değirmenlerine saldırmasına benzer. Önce tüm bu dijital kanallar hakkında araştırma yapılmalı, ardından kullanılmalı ve son olarak bu kanallar tek tek denetlenmeye başlanmalı.
Bu konuda özellikle ebeveynlere büyük sorumluluk düşüyor. Çocukların hangi siteleri ziyaret ettikleri, hangi sosyal medya hesaplarının olduğu, ne tür oyunlar oynadıkları ya da hangi videoları izledikleri gibi pek çok konuyu takip etmeleri gerekiyor. Ancak bunu yaparken çocuğu sıkıştırmadan ve mümkün olduğunca göze batmadan ilerlemek önemli. Çocukların Facebook ya da Instagram hesapları varsa, ebeveynlerin ya da diğer yetişkinlerin de bu hesapları kendi adlarına açarak çocuklarının bu alanda yalnız olmadıklarını göstermesi gerekir. Bu hesaplar üzerinden çocuğun arkadaş ağına dahil olan yetişkinler, hem paylaşımları hem de ağdaki arkadaşların kim olduğunu daha rahat takip edebilir. Bildikleri özellikleri bilmiyormuş gibi davranıp çocuklarından yardım istemeleri de işe yarayabilir. Sonuç olarak ne kadar samimi ve içten olursanız, o kadar yardımcı olursunuz. Kamu sektöründe yapılan çalışmalarda özellikle genel bilgilendirici içerikler paylaşılıyor. Bunlar faydalı olsa da maalesef detaya inilmediği sürece yetersiz kalıyor. Bu noktada özellikle özel sektörün çok daha yapıcı ve detaylı çalışmalar yaparak destek vermesi gerekiyor. Çok yakın bir gelecekte LG Türkiye, ailelere bu alanda destek verecek bir projeyi hayata geçirmeyi planlıyor. Ülkemiz adına bu çalışmaların sayısının artarak devam etmesini umuyoruz.
Bu alanda çocukların ve ailelerinin bilinçlendirilmesi özellikle önemli, devletin bu konudaki desteği gelecek için olumlu. Bunun yanı sıra viral olabilecek daha kitlesel çalışmaların yapılması kaçınılmaz görünüyor. Bugün marka bazlı projeler ne kadar başarılı olursa olsun, ne yazık ki bunu kitlelere duyuramadığınız sürece bu çabalar pek anlam taşımıyor. Aileleri bilinçlendirmenin yolu, önce dikkatlerini çekmekten geçiyor. Kitlesel ve büyük kampanyaların çok daha etkili ve anlamlı olacağını düşünüyorum. Bu işi gerçekleştirmek için yüksek bütçeli işlerden bahsetmiyorum. Sosyal destekli her çalışmada kendine değer kattığını düşünen kullanıcılar, bu projelere çok daha fazla destekle katkı sunacaktır.